Gulers Partners

Yayınlarımız

Uzman ekibimizden içgörüler, analizler ve hukuki güncellemeler.

13.05.2026
İş Hukuku

ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL KAVRAMI İÇERİSİNDE 1 MAYIS TARİHİNDE ÇALIŞAN İŞÇİNİN HAK ETTİĞİ ÜCRET DEĞERLENDİRMESİ

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun kapsamında genel tatil günü olarak düzenlenmiştir. İşçi haklarının tarihsel gelişimi, Avrupa’daki Aydınlanma Çağı ve Sanayi Devrimi sonrasında ortaya çıkan ağır çalışma koşulları, düşük ücretler ve iş güvenliği eksiklikleriyle şekillenmiştir. Osmanlı Devleti’nde özellikle Tanzimat sonrası modernleşme sürecinde işçi sorunları daha görünür hale gelmiş, dünyadaki işçi hareketlerinin etkisiyle Türkiye’de de işçi haklarının korunmasına yönelik düzenlemeler gelişmiştir. Bu tarihsel süreç sonucunda 1 Mayıs resmi tatil statüsü kazanmış olup, günümüzde işçilerin hakları büyük ölçüde yasal güvence altına alınmıştır. Bu çalışma, 1 Mayıs tarihinde çalışan işçilerin ücret haklarını ulusal bayram ve genel tatil hükümleri çerçevesinde değerlendirmektedir.

Devamını Oku
05.05.2026
İş Hukuku

EMEKLİ PERSONELİN RAPORLU OLDUĞU GÜNLERDE ÜCRET ÖDENİP ÖDENMEYECEĞİ KONUSUNUN HUKUKİ AÇIDAN İNCELENMESİ

İş hukukunda sıkça karşılaşılan konulardan biri, özellikle emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden işçilerin raporlu (istirahatli) oldukları dönemlerde işveren tarafından ücret ödenip ödenmeyeceğidir. Bu yazımızda, konuya ilişkin Yargıtay içtihatları çerçevesinde genel ilkeler ve istisnai durumlar ele alınmaktadır.

Devamını Oku
22.04.2026
Diğer

IV - DOĞRUDAN VE DOLAYLI EMİSYONLAR: ŞİRKETLER NELERİ RAPORLAMAK ZORUNDA?

Bu makale, Scope 1, Scope 2 ve Scope 3 emisyonlarının şirketler bakımından doğurduğu raporlama yükümlülüklerini ve hukuki riskleri özetlemektedir. Emisyonların doğru sınıflandırılması; yalnızca teknik doğruluk bakımından değil, düzenleyici uyum, sözleşmesel sorumluluk ve tedarik zinciri yönetimi açısından da kritik önem taşımaktadır.

Devamını Oku
08.04.2026
Diğer

III - KARBON RAPORLAMA STANDARTININ ŞİRKETLER İÇİN HUKUKİ ve TİCARİ ÖNEMİ

1. Giriş: Karbon Raporlamasında Standartlaşmanın Rolü Küresel ölçekte iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik düzenleyici çerçevelerin hızla gelişmesi, şirketlerin çevresel etkilerini yönetme biçimini köklü şekilde dönüştürmüştür. Günümüzde şirketlerden beklenen yalnızca sera gazı emisyonlarını ölçmeleri değil; bu verileri uluslararası ölçekte kabul gören, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir metodolojilerle ortaya koymalarıdır. Özellikle Türkiye’de faaliyet gösteren ve uluslararası ticaret yapan şirketler açısından karbon raporlama yükümlülükleri her geçen gün daha belirleyici hale gelmektedir. Özellikle Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve sürdürülebilir finans düzenlemeleri, karbon verilerinin standart dışı yöntemlerle sunulmasını fiilen işlevsiz hale getirmiştir. Bu çerçevede karbon raporlaması, şirketler açısından yalnızca çevresel bir yükümlülük değil; ticari süreklilik, finansmana erişim ve uluslararası rekabet gücü bakımından belirleyici bir unsur haline gelmiştir. Bu dönüşüm, karbon yönetimini teknik bir faaliyet olmaktan çıkararak, doğrudan uyum (compliance), risk yönetimi ve kurumsal yönetim alanına taşımaktadır.

Devamını Oku
03.04.2026
Diğer

Sigorta Eksperleri Atama Sisteminde Yeni Dönem: 2026 Yönetmeliği Çerçevesinde Hukuki Değerlendirme

Sigorta hukukunda eksperlik müessesesi, hasarın tespiti ve kapsamının belirlenmesi bakımından merkezi bir rol üstlenmektedir. Uygulamada eksper raporları, çoğu zaman uyuşmazlığın çözümünde belirleyici nitelikte bir delil olarak kabul edilmekte; bu nedenle eksperin kim tarafından ve hangi usulle atandığı, doğrudan adil yargılanma ve ispat dengesi ile ilişkilendirilmektedir. Bu çerçevede, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 22. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 12 Şubat 2026 tarihli, 33166 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanan Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği, eksper atama sisteminde yapısal anlamda önemli bir dönüşüm getirmiştir.

Devamını Oku
26.03.2026
Diğer

II - ŞİRKETLER İÇİN KARBON AYAK İZİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN HUKUKİ BOYUTU

Karbon ayak izi ve sera gazı emisyonlarının yönetimi, günümüzde şirketler açısından yalnızca operasyonel bir konu değil; doğrudan yönetim kurulu gözetimi, kurumsal yönetim ilkeleri ve yöneticilerin hukuki sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi gereken stratejik bir alan haline gelmiştir. Özellikle ESG (Environmental, Social, Governance) kriterlerinin yatırım kararlarında belirleyici hale gelmesiyle birlikte, karbon yönetimi şirket yönetim organlarının devredilemez sorumluluk alanlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Devamını Oku